Giriş Yap

Kaydol

Bir hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuza bakabilir, onayı izleyebilir ve turu bitirdikten sonra da turunuzu değerlendirebilirsiniz.
Kullanıcı Adı*
Şifre*
Şifre Tekrar*
Ad*
Soyad*
Doğum Tarihi*
E-posta*
Telefon*
Ülke*
* Hesap oluşturarak Gizlilik Politikası ve Şartlar ve Koşullar kısımlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Lütfen sonraki adıma geçmeden önce kutucuğu işaretleyin.

Zaten üye misiniz?

Giriş Yap

Giriş Yap

Kaydol

Bir hesap oluşturduktan sonra ödeme durumunuza bakabilir, onayı izleyebilir ve turu bitirdikten sonra da turunuzu değerlendirebilirsiniz.
Kullanıcı Adı*
Şifre*
Şifre Tekrar*
Ad*
Soyad*
Doğum Tarihi*
E-posta*
Telefon*
Ülke*
* Hesap oluşturarak Gizlilik Politikası ve Şartlar ve Koşullar kısımlarını kabul etmiş sayılırsınız.
Lütfen sonraki adıma geçmeden önce kutucuğu işaretleyin.

Zaten üye misiniz?

Giriş Yap

Sobesos, Kapadokya’nın güneydoğu kesiminde Şahinefendi köyü yakınlarında bulunan tek Geç Roma/Erken Bizans yerleşimidir. Aslen 4. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar bir Roma yerleşimi, tesadüfen keşfedildi.

 

1963 yılında bir gün Şahinefendi köyünde bir çiftçi, doğal peyzajın bir parçası olmayan bir şeyi fark etti ve toprağı temizlemeye başladı. Önemli olduğunu bildiği bir bulgu olan bir mozaik paneli ortaya çıkardı. Keşfini yerel müzeye bildirdi, ancak göz ardı edildi. Sadece 2002’de, yetkililerle on yıllarca süren girişimlerden sonra, yerel müze nihayet harekete geçti ve halen devam eden kazılara başladı.

 

Ana cazibe güzel mozaik döşeme olan 400 metrekarelik toplantı salonunu oluklu demir çatı koruyor. Daha sonra toplantı salonunun içindeki daha ince mozaiklerin bir kısmının üzerine ana salondan temin edilen malzemelerle bir şapel inşa edilmiştir. Kazı sırasında bulunan sikkeye göre şapelin tarihi 6. yüzyılın ortalarına tarihlenmektedir.

 

Ana odanın kuzeyinde, doğu-batı yönünde yerleştirilmiş, kapağında kabartma haç bulunan bir mezar bulunmuştur. Mezar kapağının hemen altında kötü kokunun etrafa yayılmasını engelleyen bir kapak daha bulunmaktadır. Her iki kapak da kireç çamurundan yapılmıştır. Her iki göz kapağı da açıldığında, elleri karnında kefenli bir yetişkin erkek iskeleti bulundu. İskelet, sonradan eklenen şapel ile aynı döneme aittir.

 

Toplantı salonunun keşfedilmesinin ardından Pehlivan ailesinin yonca tarlasında sütunlu ve mozaikli bir yapının daha var olduğu söylendi. Daha sonraki kazılarda 2.30 metre derinlikte antik kentin hamam kompleksi ortaya çıkarıldı. Mozaikli bir apoditorium (giyinme odası), oturma yerleri korunmuş bir caldorium (buhar odası) ve sarnıcın yarım daire duvarla desteklenen büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Hamam, hypokaust sistemi (sıcak hava ısıtma sistemi) ile inşa edilmiş ve kaldoryum iki bölümden oluşmaktaydı.

 

Bu karmaşıklığın Roma kalıntılarını bulmak, Kapadokya tarihi hakkında hala bilmediğimiz çok şey olduğunun kanıtıdır. Hristiyanların çoğunlukla Romalı askerlerden saklandıkları biliniyor, ancak burada hiçbir zaman tam ölçekli bir Roma yerleşimine dair herhangi bir kanıt bulunamadı. Devam eden kazıların, bir zamanlar büyük bir yerleşim yeri olması gereken şeyin çok daha fazlasını ortaya çıkarması bekleniyor.

Cevap bırakın